Göllerimiz atık deposu olmamalı

CHP Milletvekili Mevlüt Coşkuner, Eğirdir başta olmak üzere Hoyran, Kovada ve Beyşehir göllerinin atık deposuna döndürülmemesi gerektiğini söyledi


CHP Isparta Milletvekili Mevlüt Çoşkuner, Eğirdir Gölü, Hoyran Gölü, Kovada ve Beyşehir Göllerinin acil çözüm gerektiren kirlilik nedenlerinin ve çevresel etkilerinin değerlendirilmesi ile çözüm yollarının bulunması hakkında araştırma önergesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuştu.
Milletvekili Coşkuner, Isparta ili sınırları içerisinde yer alan Eğirdir Gölü, Hoyran Gölü, Kovada ve Beyşehir Göllerinin günümüzde ortak ve acil çözüm gerektiren kirlilik nedenlerinin ve buna bağlı olarak çevresel etkilerinin değerlendirilmesi ile çözüm yollarının bulunması hakkında verdiği araştırma önergesi üzerine söz aldı.
CHP Milletvekili Mevlüt Coşkuner’in TBMM’de ki konuşması şu şekilde: “Bugün Beyşehir Gölü`nün ortasında, çamurların içinde gördüğümüz kayıklar, Burdur Gölü`nün bitmemek için çırpınışı ve Akşehir Gölü`nde Nasrettin Hoca ile anma günlerinde göle maya çalmak için leğenle su götürüldüğü bir dönemde gölleri konuşuyoruz. Eğirdir Gölü`nün kuzey tarafına doğru Hoyran Boğazı`yla ayrılan ve daha küçük bir alanı kaplayan kısmı Hoyran Gölü: Güneyde kalan büyük kısmı potansiyel içme suyuna sahip Eğirdir Gölü olarak adlandırılır ve Türkiye`nin dördüncü büyük gölüdür. Gölün Can Ada ve Yeşil Ada isimli iki adacığı vardır. Bu büyük göl 25 kilometre uzunluğundaki bir kanalla bağlandığı ve Eğirdir`in güneyinde küçük bir göl olan Kovada Gölü`nü beslemektedir.
Batı Torosların doğu kesiminde kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu Anamas Dağlarının doğusunda uzanan Beyşehir Gölü ise Türkiye`nin üçüncü büyük gölüdür. Büyük bir bölümü Konya ilinde yer alan Beyşehir Gölü`nün 1/7`si Isparta il sınırlarında bulunmaktadır. Küçük bir paya sahip olsa da gölün Isparta`da kalan bu kısmının çevresinde birçok köy bulunmaktadır. Isparta Şarkikaraağaç ilçesine bağlı Gedikli, Sarıkaya, Belceğiz, Armutlu, Yeniköy, Karayaka, Yassıbel, Kıyakdede köyleri ile Yenişarbademli ilçesine ait üç köy bu alanda yer almakta olup, köy halkının geçim kaynağı Beyşehir Gölü`nün balıkçılığındandır.
Son zamanlarda tartışılan, sade ülkemiz için değil tüm dünya için büyük bir sorun hâline gelmeye başlayan başlıca konular küresel ısınma, kuraklık ve çevre kirliliğidir.

Isparta ili sınırları içerisinde gerek balıkçılık gerek turizm ve gerekse sulama ve enerji bakımından son derece önemli olan göllerimiz, sayılan bu önemli ortak sorunlarla karşı karşıyadır.

Eğirdir ve Beyşehir göllerinin doğal yapıları dikkate alınmaksızın, uygun olmayan ve sadece ekonomik kazanç göz önünde tutularak sekiz-on yıl gelir getiren balıklar (sudak, çim, sazan ve gümüş balığı) göle bırakılmıştır. Bu durum hem göllerin doğal canlı yapısını büyük oranda yok etmiş hem de göllerin canlılık özelliğinin yok olmasına neden olmuştur. Bu sayede göllerde bitki ve hayvan dengesinin bozulması çok ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Yıllar önce göllere atılan sudak balığının yarattığı sorun bir örnek iken, 2003 yılında gümüş balığının atılması aynı hatanın tekrarı olmuştur. Birbiriyle uyum sağlamayan balık türlerinin bir araya getirilmesi, örneğin gümüş balığının diğer balık türlerinin larvalarından beslenmesi ve bu balıkların türlerini yok etmesi sonucu bu göllerden balıkçılıkla geçinen yöre halkı da mağdur olmuştur. Öyle ki, Beyşehir Gölü`nün Isparta Şarkikaraağaç sınırlarında kalan avlak sahasının kira bedelini yöre halkı ödeyemez hâle gelmiştir. Bir önlem olarak gümüş balığı avlanmaktadır.

Ancak besin zinciri yok olunca durum daha da vahim hâle gelecektir. 1952 yılından günümüze kadar olan dönemde sıraz, dudaklı balık, eğrez, sazan, ot balığı ve 1977-1985 yılları arasında ciddi bir ihracat geliri getirmiş olan kerevit, artık, bu göllerde var olmamakta ya da yok denecek kadar azdır. Bunun tek sebebi ise bilinçsizce yapılan balık üretimidir.

Resmî mercilerin ve yetkililerin kayıtsızlığıyla bugüne kadar büyüyen bu sorun da doğal göl yapısına uygun olmayan bu balıkları göllere bırakanlar ise belirsizliğini korumaktadır. Sorumluların tekrar böyle bir hata yapmaması için hiçbir araştırma yapılmamış, hâlen hiçbir tedbir alınmamıştır.

Diğer önemli bir sorun ise, göllerin çevresindeki tarım alanlarında ve bahçelerde bilinçsiz sulamadır. Tarım alanlarının tamamına yakını “vahşi sulama” olarak adlandırılan salma sulama sistemi ile sulanmaktadır. Ayrıca tarımsal sulama için açık kanaletlerle, sondaj kuyularıyla ihtiyaçtan fazla su çekilmesi de bu durumda önemli etkenlerinden biridir. Oysa “damla sulama” sistemi ve göllerin çevresinde daha az su ihtiyacı olacak fide ve fidanların dikimiyle alınabilecek ve uygulanması basit önlemler büyük fayda sağlayacaktır.

Maalesef göllerimiz her türlü atık bırakma yeri olarak görülmektedir. Evsel, tarımsal, endüstriyel atıklar sözde arıtılarak bu alanlara bırakılmaktadır. Arıtma sistemlerinin var olması yeterli değildir. Aynı zamanda arıtma sistemlerinin günün koşullarına göre düzenlenmesi, yenilenmesi ve çalıştırılması gerekmektedir. Soğuk hava ünitelerinin temizlik dönemleri mayıs ve eylül ayları arasındadır. Bu dönemlerde göl ve kanallarda kitleler hâlinde balık ve diğer su canlıları ölümleri belirlenmektedir.

Göllerin kıyı çizgilerinin hâlâ ihlal edilmesi, göl kenarlarının işgali ve göle ait olması gereken alanların işgali diğer önemli bir faktördür ve kullanılan nitratlı gübreler ve zehirli ilaçlar ilk sırada yer almaktadır. Bu durum da insan ve diğer canlı türlerini yaşamını tehlikeye attığı gibi göllerde otlanmayı da artırmıştır. Özellikle mavi ve yeşil alglerin (su yosunları) çoğalması ayrı bir tehdit yaratmaktadır. Bu otlanma da en kısa zamanda temizlenmelidir. Hatta göller üzerindeki bitkiler temizlenirken göller etrafında ise ağaçlandırmaya gidilmeli ve ağır metalleri emen türdeki bitki örtüsü setler hâlinde gölleri çevrelemelidir. Bu bakterili göl sularında hâlâ yöre halkı hayvanını sulamakta, tarım alanında sulamada kullanmakta, bulaşık yıkamak gibi kendi ihtiyaçlarını da karşılamaktadır.
İnsan sağlığına olan olumsuz etkiler, yapılan araştırmalar sonucu özellikle Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında göz damlası, dermatolojik ve alerjik ilaçların tüketimindeki artışla daha net olarak anlaşılmaktadır. Oysa Isparta ilinin sahip olduğu bu göller çok iyi içme suyu kaynaklarıdır aynı zamanda, ancak kirliliğin bu şekilde devam etmesi durumunda, özellikle Eğirdir gibi değerli içme sularımızı kaybedeceğiz.

Bu göllerin birinci kullanım alanı içme suyu kaynağı olmasıdır. Bununla ilgili, 4 Eylül 1988 tarihinde ve 19918 sayıyla Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Resmî Gazete`de yayımlanmıştır ve bu göllerin nasıl korunacağı burada açık ve net bir şekilde belirtilmiştir.
Günümüzde bu yönetmeliğin ilgisiz kalan mercilerce uygulanmaması, hatta yirmi yıldan bu yana uygulanmaması, göllerin bu hâle gelmesinde önemli faktör olmaktadır.

Ülkemizde, hepimizi, hatta gelecek nesillerimizi etkileyecek bu önemli sorunla ilgili yasa ve yönetmeliklerin çıkarılması, ama aynı zamanda bunların uygulanabilmesi de gerekmektedir. Yetkili makamların bunların uygulanmasında yetersiz kaldığı ve gerekli hassasiyetin gösterilmediği açıktır.
Beyşehir ve Eğirdir Gölleri yukarıda belirtilen ortak sorunlara sahiptir. Eğirdir Gölü`nden bir boğazla ayrılan Hoyran Gölü ve Eğirdir Gölü`ne bir kanalla bağlanan Kovada Gölü de ortak sorunları barındırmakta, bu bağlantıları sebebiyle Eğirdir Gölü`nün her tür olumsuzluklarından etkilenmektedir.
Ayrıca Kovada Gölü`nü besleyen Eğirdir Gölü, Kovada 1 ve 2 hidroelektrik santrallerinin su ihtiyacını da karşılamaktadır.

Eğirdir Gölü turizm açısından da çok önemli yerdedir, çünkü sahip olduğu Can ve Yeşil Ada yerleşim alanı değildir. Can Ada, çadır, karavan turizmi ve piknik alanı olarak; Yeşil Ada ise Aya Stefanos Kilisesi gibi tarihî zenginliklere sahip önemli turizm bölgelerimizdendir.

Zaten tüm dünyayı olumsuz etkileyen küresel ısınma neticesinde gittikçe azalan yağışlar, değişen iklim koşulları su kaynaklarımızı olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda göllerdeki su seviyesi tehlikeli boyutta düşmüştür. Oysa yukarıda belirtilen sorunlar çözümü olan gerekli sağduyu ile üstesinden gelinebilecek sorunlardır.

Öncelikle yaşam kaynağı olan, yöre halkının geçiminde önemli rol oynayan, enerji üretimi sağlayan, tarımsal alanda sulamada fayda sağlayan ve turizm açısından bölge ekonomisine katkıda bulunan göllerimizin yukarıda detaylı şekilde belirtilen sorunlarına acil bir şekilde çözüm bulmak ve daha kötü bir hâle gelmeden bir an önce tedbir almak; yetkilileri harekete geçirmek amacıyla yüce Meclise sunduğum önergeye değerli milletvekili arkadaşlarımdan destek bekliyorum.”

Etiketler: , , ,

Yorum Yapın


Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!